Yorum: Helene Wecker - Golem ve Cin

7/26/2014 05:58:00 ÖS

Sayfa Sayısı: 640
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap
Çevirmen: Can Yapalak
Goodreads Puanı: 4,11/5
Kitap Kokusu Puanı: 5/5
Korkunç güçlere sahip bir büyücü tarafından, yalnızlık çeken bir adam için kilden yapılmış bir golem... 
Ve bin yıllık esaretinden uyanan bir cin... Bu iki olağanüstü varlığın yolu 1899 yılında New York'ta kesişir. Farklı olmaktır onların kaderi... Hikâyeleri herkes gibidir aslında, kendini farklı ve yalnız hisseden her insan gibi...
Ve tehlike, onlar için sadece bir adım ötededir hep.
Golem ve Cin iki ayrı kültürün efsanelerinden besleniyor ve zengin anlatımı sayesinde okuru ilk sayfadan itibaren içine alıyor. 2013 yılının en iyi kitapları listelerini altüst eden bu roman Türkiye'de de çok sevilecek.
 Golem ve Cin çıktığı ilk günden beri okumak istediğim bir kitaptı zaten arka kapak yazısını okuduktan sonra okumak istememek bir hayli zor.
Golem kelimesini ilk defa duydum ve içinde cin geçen ilk kitabımı okudum. Golem,kilden yapılmış ve insani özellikler aktarılabilen şeye deniyormuş ve kitabımınız ilk karakteri olan Otto yalnızlık çektiği için kendisine golem yapılmasını istiyor. Golem aynı anda hem tehlikeli hem de güvenebileceğiniz şekilde yaratıklar ve bir kez öldürmenin tadına baktıkları zaman her şeyi öldürmek isterler , sahipleri için yapamayacakları hiçbir şey yoktur , golemler yaşam amaçlarını sahiplerinin istek ve emirlerinden alırlar. Otto , yalnızlığın çaresini golem sayesinde çözeceğinizi düşünüyor ve Yehudah Schaalman adında bir büyücüye gidiyor. Goleme Otto'nun istediği fiziksel ve kişilik özelliklerini ekleyen ve golemi son yılların en iyi golemi yapar. Kilden yapılmasına rağmen normal insanlar gibi derisi, kemiği vb. vardır ve normal şartlarda bir insanınn golemin golem olmasını anlamasını çok zordur ama tabii ki bu büyülü masalda hiçbir insan normal değildir. Büyücü Yehudah , golemi sahibi Otto'ya verir. Otto golem ile birlikte Amerika'ya doğru seyahat edecektir ve golemi canlandırmasına yarayacak sözcükleri Amerika'ya varınca söylemeyi düşünüyordur. Amerika'ya yapacakları gemiyle seyahatte Otto hastalanır ve ansızın gelen bir fikirle golemi canlandır. Golem , uyandığından tek bildikleri sahibi ve sahibin dediklerini yapmak zorunda olduğudur.Otto'nun hastalığı onu gittikçe ölüme yaklaştırır ve golemi canlandırdıktan çok az bir zaman sonra hayata veda eder. Yaşamasının tek amacı sahibi ve sahibin istekleri olan golem ne yapacağını , nasıl yaşayacağını , nereye geldiğini bilmemektedir. Golemi dul bir kadın olarak gören gemideki yolcular onu teselli etmeye çalışırken golemin tek düşündüğü şimdi ne yapacağıdır.

Bin yıllık ibriğin içinde hapis kalmış bir cin. Cin kültürümüzde ağza bile alınmaz ve cin yerine üç harfliler denir. Cinin adını söyledikçe yaklaştığını ve içimize gireceklerini gibi türlü şeyler sürekli dilden dile dolaşır. Bu tür şeylerden çabuk etkilenen biri olduğum için kitaba başlarken biraz çekincelerim vardı ama tahmin ettiğimin aksine tahmin ettiğimden daha az bir ürkütücülüğü var , eğer sizin de bu durumdan çekinceleriniz varsa rahat olabilirsiniz ama ben yine de garanti vermek istemiyorum. Cinin bölümleri kitabın en güzel bölümleriydi ve cinlerin esrarengizliği sayfaları daha dikkatli okumamı sağladı. Cin , bir kalaycı sayesinde ibriğin içinden çıkabiliyor. Bundan çok uzun zaman önce yakalanarak ibriğe hapsolmuş ve ülkeden ülkeye , elden ele dolaşarak kalaycıya gelmiş. Cinin ibrikten çıkması şans sayesinde yoksa kalaycı aslında bir büyücü ya da bu konularda bilgisi olan biri değil. Cin ateşten yapıldığı için kalay işlerinde yardımı dokunur maksadıyla kalaycı onu yanında çalışmasına ve hayatını sürdürecek kadar para vermeyi kabul eder böylece mahalleye bir anda ortaya çıkan bu erkeği açıklayabilecektir. Cin , ateş gibi parlıyordur bunu yine normal insanlar göremiyor ama yine istisnalar var bunların başında golem de geliyor ve bir kaç insan da. Cini ibriğe hapseden kişi onu ayrıca bir insan bedenine de hapsetmiştir ve koluna taktığı ne yaparsa yapsın bir türlü çıkaramadığı demir pranga yüzünden bu insan bedeninden de kurtulamıyordur. Yani cin için tek şans insan bedenine hapsolmuş ruhuyla insanlar gibi yaşamak zorundadır.

 Peki nasıl olacak da bu iki büyülü yaratık birbirlerini bulacak ? Kitap 640 sayfa ve hemen tanışmalarına beklemiyordum ama biraz sabırsız biri olarak beklemek biraz can sıkıcıydı. 250. sayfa ve sonrası artık her şey yayına oturuyor ve yavaş yavaş büyülü masalın gelişme bölümüne doğru yol alıyoruz.  Gelişme ve sonuç bölümleri şok edici ve uzun süre etkisinden çıkamayacağım şekilde masalsı bir dille yazılmış. 
Kitabın başlarında dondurmacının geçmişini anlatıyor , ilk başlarda gereksiz gibi gelse de kitabın her ayrıntısı , her kelimesi düşünülerek ve gerçekten emek sarf edilerek yazıldığı için öyle bir an geliyor ki o dondurmacı neler oluyor , neler yapıyor neler...
Cinin bölümünden sonra hatta zaman zaman çabuk onun bölümlere geleyim diye hızlı hızlı okuduğum sonra önemli bir noktayı kaçırdığımı anladığım zaman hızlı geçtiğim sayfaları tekrar okumak zorunda kaldığım Fetva'nın bölümleri var. Fetva çölde yaşayan ve rüyalarında cinle görüşen , cinin sarayına giden , cine aşık olduğunu bile düşünen bir kız. Kitabın her bir noktasını beğendim ama özelikle Cin ve Fetva'nın bölümlerini ayrı bir beğendim. Cin'in konuşmalarını ve özgür ruhunu , değişimini okumak  hayata dair ilham veriyor ve cinlere karşı doğru olmadığını bildiğim bir ilgi uyandırdı. Yukarıda rahat olabilirsiniz dedim ama sanırım fikrimi değiştiriyorum :) Sonra başıma iş açılmasın , cin , iblis , ifrit konusunda hassas olanlar kitaptan bir iki adım uzak dursunlar ama benden onlara tavsiye çabuk bu sorununuzu çözün ve bu muhteşem eseri kaçırmayın :)

Kitap ve yazar fazlasıyla 5 yıldızı hak ederken aynı zamanda 5 yıldızı hak eden başka biri daha var:Can Yapalak. Can Yapalak , çok güzel bir çeviriyle kitabı daha da güzelleştirmiş. Takdir edilmesi gereken bir kişi daha varsa bu kişi kesinlikle Can Yapalak ve bu kitabı Türkçe'ye kazandırılmasına yardım eden herkese olur. :) Teşekkürler. :)

Kitabın etkileyiciliğini  güzelliğini , mükemmelliğini, masalsılığını anlatmaya çok klişe bir ifade''kelimeler yetmiyor''. Helene Wecker , ne yazsa okurum dediğim nadir hatta şu an tek yazar. Kitabı her okuyuşumda ayrı bir tat alacağıma eminim. Kolay kolay kitapları beğenen , en ufak bir hata da kitaptan ve yazardan soğuyan bir okuyucum ve bazen sevdiğimi düşündüğümü sandığım kitapları çok az bir zaman sonra hatırlamam bile ''Ben bunu beğen mişim ?!'' dediğim çok kitap vardır ama bu kitabı ister 10 ister 50 yıl geçsin hala ilk gün kadar seveceğimi biliyorum  ve kitaba değer veren herkese hiçbir kuşku duymadan önereceğim  ikinci kitap olarak kayıtlara geçsin lütfen. :)



Alıntılarım

  • İki özgür varlığı , ömürleri boyunca eş olmaya ikna eden şey ne ?
  • Bir golem yok etmenin tadını aldığında  çoğu zaman , onu yok edecek  büyülü söz okunmadıkça durmaz.
  • İnanç , ispatlanmasa da bir şeye inanbilmektir. Çünkü gerçek olduğunu yürekten bilirsin.
  • Hiçbir zaman umut yoktur Celal İbn Kerim. Yapılabilecek ve yapılamayacak şeyler vardır sadece.
  • Ona Havva adını verdim. Hayatı simgeliyor. Bana yaşamı hatırlatıyor.
  • Gerçek aşkı ya da mutluluğu yaşayabilecek mi ?
  • Havva Levy , diye geçirdi aklından , sen katlanılması zor bir gerçeksin.
  • İmkanın varsa mutlu olmak için çaba göstermelisin.

Benzer Yazılar

3 yorum

  1. Kitap gerçekten bana bir şeyler katan bir kitaptı. Din konusundaki tartışmalar iki dinin birbiriyle karşılaştırması aslında özlerinin ne kadar benzer olduğunun sorgulanması gibi şeyler bir yana bunun arka planında verdiği kurgu olayların bağlantılandırılması kültürlerin iç içe geçirilmesi gerçekten başarılıydı. Büyüleyici bir masal mı cidden öyle. Ayrıca kitaptan yazımda da bahsettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz kitapseverlerin en çok istediği de bize bir şeyler katmasıdır zaten :) Yazınızda da bu konuyu ve bahsettiğiniz gibi iki dinin birbiriyle karşılaştırmasını benim görmediğim yönlerden görebilmişsiniz. Büyüklere masal tadında ama masaldan çok daha ötesi olduğu da tartışılamaz gerçek.

      Sil
  2. Kitap gerçekten bana bir şeyler katan bir kitaptı. Din konusundaki tartışmalar iki dinin birbiriyle karşılaştırması aslında özlerinin ne kadar benzer olduğunun sorgulanması gibi şeyler bir yana bunun arka planında verdiği kurgu olayların bağlantılandırılması kültürlerin iç içe geçirilmesi gerçekten başarılıydı. Büyüleyici bir masal mı cidden öyle. Ayrıca kitaptan yazımda da bahsettim.

    YanıtlaSil

Tesekkürler :)

Bumerang

Bumerang - Yazarkafe