Yorum: Iva Procházková - Çıplaklar

6/06/2014 01:31:00 ÖS


Sayfa Sayısı: 326
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: ON8 Kitap
Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu
Kitap Kokusu Puanı: 4/5
Çıplaklık dediğin nedir? Giysisizlik mi? Alenilik mi? Gençlik mi? Ayıp mı?.. Giysilerimizden boşanmak, çıplaklığın tek hali mi? Kumaşlara sarındığımız ,anda geçiyor mi çıplaklığımız? Hayat bizi tüm gerçekleriyle çevreler, toplumun gözünde tanımlar, kurallarıyla kısıtlar, normlarıyla biçimler, sistemleriyle düzenler, tenimize nüfuz etmeye çabalarken, mücadeleye çırçıplak girişmek midir zor olan, katman katman, zırh zırh giyinmek mi? Peki ya geçince çıplaklığımız; sona erer mi üşümemiz?
Kendin olmak, tenine temas eden hayata karşı ne kadar giyineceğini keşfetmekten, bu hayatın içinde kendini bulmaktan geçer. Belki bulanık bir nehirde, yakınlaşamadığın bedenlerde, yaşama pamuk ipliğiyle bağlı bir dostun varlığında, özüne erişemediğin bir rüyadan uyandığında ya da kendine çizdiğin sınırların ötesine baktığında… Çek yazar Iva Procházková, ergenliğin kaçınılmaz “çıplaklığını” ve hayatın yakıcı “soğuğunu”, Berlinli beş gencin kesişen yaşamları üzerinden anlatıyor.


Çağdaş Alman Edebiyatı'nı Türk okuyucularla buluşturmak için Adımlar/Schrıtte kapsamında ON8 Kitap'tan çıkan Çıplaklar gerek konu bakımından gerek okuyucularına verdiği mesajlarla önerilerim arasına girmeyi başardı.

Berlinli beş genç.Hayatı tüm çıplaklığı ile yaşan , duyguları en içten şekilde algılayan kendi iç dünyalarında sorunları olan , hayatı anlamaya çalışan beş Berlinli genç.


Sylva, bu beş genç arasından en ön plana çıkan dolaylı ya da direk olarak onu tanıyan hayatlarında ufak da olsa bir değişim gerçekleştirmelerine sebep olan hayatını '' mağara insanı'' gibi yaşayan ve kitap boyunca anlamakta en çok zorlandığım karakterlerdendi. Özgürlüğe düşkün olması , yüzerken maya giymenin ve daha pek çok şeyin özgürlüğünü  nefes almasını kısıtladığını iddia ediyor. Okula gitmek istememesine , 200 saati geçik devamsızlık yapmasına rağmen sınıfın en iyi öğrencisi olmayı nasıl başardığını aklıma takılan sorulardan biri. Olurda bir gün Sylva ile düş cennetimde karşılaşırsam sormak istediğim onlarca soru arasına bunu da yazdım.

Niklas, hayatını , gençliğini , ''çıplaklığını'' uyuşturucu ile bozan , Sylva ile bir zamanlar iyi bir arkadaş olsa bile şu an için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Belki Niklas'ın hesap vermek istemediği , hayatını boyunca karşılaşmaktan korkacağı tek kişi Sylva. Evita'yla karşılaşmasını , yürüyen merdivenlerde onun kollarına düşmesine kader olarak  bakıyor ve Evita'yı kaybetmemek için her şeyi yapmaay hazır. Peki ya Evita ne düşünüyor ?

Evita , aynı Niklas gibi uyuşturucu kullanıyor ve ben hatta onları birbirlerine bağlayanın sevgi veya kader değil uyuşturucu olduğunu düşünüyorum. Kitap boyunca sadece kendini düşünen biri olduğunu düşünüyorum. Geçmişte yaşadığı olaylar , kendi içinde hapsolmuş karanlık onu farklı düşünmeye asla istediği aydınlığa ulaşamayacağını düşünüyor. Uyuşturucudan vazgeçmek için ne yaptıysa nafile sırf uyuşturucu parası için Niklas'ın başına aşmadığı iş kalmıyor.

Robin, karakterler arasında en az sorunu olan ve normal , sorunsuz yaşama sahip olması kolay gibi görünsede hepimizin hayatında yer alan sadece varlığı ile bizleri korkutan ya da sevindiren bir babası var ve Robin'in babası Robin için korkutan babalar grubunda yer alıyor. Robin , sorumluluk alamadığını düşünmesi ve sürekli ona bunu hatırlatması Robin'i farklı bir yola itiyor.Herkesin hayatta dönüm noktası vardır ve Robin'in dönüm noktası Sylva ile tnışması ve Sylva'nın sihirli dokunuşlarının da Robin'i değiştirmesi.

Filip,  kitap boyunca en çok merak ettiğim ve sanki bana gıcıklık olsun diye diğer karakterlere kıyasla en az sayfa sayısına sahip olan bölümdü. Kitaba 4 puan vermemin sebebi işte bu. Filip , diğer karakterle nazaran beni daha çok etkiledi. Onun hayatının da dönüm noktası yine Sylva'ya çıkıyor. Ona mektup yazmaya karar vermesi ve daha sonra kararından dönmesi hayatını değiştiriyor. Sürekli düşünerek konuşan ve bu yüzden hissettiklerini insanlara iletemiyor. İşte bu nedenle mektup yazmaya karar verse de bunun işe yarayıp yaramadığını kitapta göreceksiniz.

Peki nedir bu ''çıplaklık'' derseniz ? Bence bu kitaptan çıkarılan ''çıplaklığın'' anlamı kişiden kişiye değişir. Benim ne çıkardığıma gelince...İ şte orası soru işaretleri dolu olan bir yer. Ve blogumu açtığımdan beri beni en çok zorlayan yorumlardan birini yapıyorum ve sanki bütün kelimeler kitabın konusunu için kifayetsiz kalıyor. ''Eee hadi lafı dolandırma neymiş senin için çıplaklık '' dediğinizi duyar gibiyim :) Çıplaklık , insanın doğumundan itibaren geçirdiği zaman da kendini tam olarak insan gibi hissettiği hata ne gibisi tam olarak insan hissettiği ve ne yazık ki bu dönem daha biz onun tadını çıkaramadan hatta tam olarak ne olduğunu bile anlamadan biz tabakalaşmaya , gerçek insanlıktan kendimizi soyutlayarak şimdi benim , sizin , onların oluğu gibi duyguları tam olarak hissedemeyen canlılara dönüştürüyor. Bu kitabı tabakalaşmadan önce okusaydım peki farklı mı olurdum ? Sanmıyorum. Az öncede dediğim gibi ne olduğunu hatta değerini anlayamazdık.
Umarım aklımdan geçenleri az da olsa size iletebilmişimdir. Şu ana dek yazdıklarımdan hiçbir şey anlamadıysanız ise hiç üzülmeyin çünkü kitap okunmak için sizi bekliyor.

Kapağına gelirsek. Diğer edisyona (yukarıda yorumun başındaki) bakın bir de bizim kapağımıza bakın.  İki kapak da başarılı ama bizim kapağımızla karşılaştırıldığında diğerinin hiç şansı yok.

Bu güzel kitabı Türkçe'ye kazandıran ve bana gönderdikleri için ON8 Kitap'a teşekkürler :)


Alıntılarım

  • Parçalarını birleştirmesi gerek. İyi ama nasıl ? İnsan kendini nasıl bir bütün haline getirir ? 
  • Faydasız. Kesintisiz. Ve kim bilir kaç sorudan haberi bile yok! Her saniye yeryüzündeki umutsuzluk artıyor ve çıkış yolu yok !
  • Ergenlik acayip bir durumdur. Tekrarlanamaz. Ergenlikte insan  çıplaktır , yani her şey ona doğrudan temas eder. Temas , aynı anda hem uyarıcı hem de acı vericidir. Bu durum kısa sürer. Fazlasıyla kısa.
  • Zamanda yolculuk ediyorsun  ve etrafındaki dünya çeşitli şekillerle  değişse de , sen hep aynı kalıyorsun. Sana eşlik eden tek ses , kahkahan. Bir gülsene!
  • Ortaokuldan sonra Halk Parkı'nda uyuşturucu ticaretine başlamak istiyorsan   bu notlar iyi.
  • İnsanların hep aynı kalmadığını kabul et. Onlar gelişirler. Hayat , bir kez çektiğin ve temelli sabit kalan bir film değil. 
  • Benim gibi içe dönük , kaba saba hareket eden biri için mektup daha kolay.
  • Geçmişten daha gereksiz bir şey yoktur... 
  • Toplum büyük, canlı bir vücuttur. Hangi ideal ısıya , hangi kan basıncına , kan şekeri seviyesine , yağ oranına , kaç tane alyuvara ve akyuvara sahip olması gerektiğini içgüdüsel olarak hisseder.
  • Bir film çekersem , o filmde kimse tek laf etmeyecek.
  • Yarattığımız dünyanın ne kadar şizofren olduğu hiç aklına geldi mi , Sylva ?
  • Sanki eğitim , kişiliğin kalitesi üzerinde etkili olabilirmiş gibi! Ne karakteri güçlendirir ne de insanın içsel dengeye kavuşmasını sağlar.
  •  Kendi ağırlığımıza ek olarak ek olarak bir de düşüncelerimizi taşıyoruz içimizde.
  •  Her insan , ortak paydada buluşmayan kesirli sayıların toplamıdır.
  • Yazılmış veya söylenmiş bir söz nasıl geri alınabilir ? 



Benzer Yazılar

1 yorum

  1. Merhaba,
    Blogunuzu çok beğendim ve sizi takibe aldım.
    Bende bloguma beklerim.
    Sevgiler,
    http://hayatimakyajla.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Tesekkürler :)

Bumerang

Bumerang - Yazarkafe