Yorum: Christina Baker Kline - Öksüzler Treni

11/01/2014 01:52:00 ÖS


Sayfa Sayısı: 368
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Arkadya
Çevirmen: Duygu Parsadan
Kitap Kokusu Puanı: 3/5


Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız…

Binlerce çocuk düşünün, ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiş. Kimsesiz çocukları düşünün, gülen gözleriyle size bakan. Tek istedikleri sıcak bir yuvayken, tek umutları ise onları bilinmeyen geleceklerine taşıyan Öksüzler Treni'dir.

1929 yılı Amerika'sında Vivian Daly de o trende yolculuk eden çocuklardan sadece biridir. Küçük yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşan Vivian, bir şekilde kaderine yön vermek zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü de ona nereden geldiğini hatırlatan aile yadigârı kolyesinde bulacaktır…

On yedi yaşındaki Molly Ayer, son şansını da tüketmek üzere olduğunun farkındadır. Ona bakmakla yükümlü olan aileyle arası iyice açılan Molly'nin tek şansı, kamu hizmeti adına doksan bir yaşındaki yaşlı bir kadının çatı katını temizlemeye bağlıdır. Molly bu işi gönülsüzce yapacak olsa da aslında o yaşlı kadınla ne kadar çok ortak yönleri olduğunu yaşayarak öğrenecek ve geçmişte hapsolan ruhlarını özgür bırakma yollarını onunla birlikte keşfedecektir.

Öksüzler Treni ikinci şansları, beklenmedik dostlukları ve bizi kim olduğumuzu keşfetmekten alıkoyan sırları barındıran muhteşem bir roman.

"Sürükleyici… Bir eve ait olma hissini arayan iki kadının yürek burkan hikâyesi."
-Publishers Weekly-
Öksüzler Treni, GR'de  79 bini aşmış okunma sayısı ve 4,07 gibi güzel bir puan almasıyla ilgimi çekmişti.Ayrıca Amerika'nın geçmişinde ailesini kaybetmiş veya terk edilmiş çocuklar açısından hayatlarının dönüm noktası olsa da az bilinen olaylardan sadece biri.Kitabın son sayfalarında yer alan bilgiye göre  bu trenler, 1854 ve 1929 yılları arasında iki yüz binden fazla öksüz çocuğa yeni bir aile bulmak için Amerika'yı trenlerle karış karış geziyorlar ve istasyonlarda durarak bu çocukları yeni aile bulmalarını sağlıyorlar. İyi bir amaca hizmet ediyormuş gibi düşünülse de bu çocukların çoğunu çocuk özlemi çeken aileler değil evlerine ücretsiz olarak çalışacak birini arayanlardır. 
Yazar da bizi bu tren binmesiyle hayatı değişen ve küçücük yaşta yaşamaması gereken şeyler yaşayarak erken yaşta büyümeye zorlanan küçük bir kız çocuğunun hikayesini anlatıyor.
Vivian , 1929 yılında İrlanda'dan Amerika'ya iş bulmak umuduyla göç eden ailelerindendir. Bir yangın sonrası annesini, babasını ve kardeşlerini kaybeden Vivian , kendisini bir anda öksüz ve kendisi gibi binlerce öksüz çocuğu içinde bulunduğu, yeni bir aile umudu ile yanıp tutuşan bu çocukların içinde bulur. Vivian'nın hayatı öksüz ve bir başına olmadan önce de güzel değildir ve belki de hikayenin en can alıcı noktalarından biri de bu. Mutlu bir aile kavramını bilmeyen ve doğduğu günden bu yana şansız olan Vivian'nın yine bir umudu hatta o kadar çocuğun içinde seçileceğine  bile ihtimal vermiyordur. Vivian seçilir ama hayat yine ona gülmez. Başka bir aileye verilir bu sefer başına daha kötü olaylar gelir ve en sonunda kendini ona Vivian adını veren bir ailede bulur. Hayat şimdi ona mutlu olmak için şans veriyordur.

Moly, asi bir genç kız. Koruyucu ailesinin yanında sürekli sorunlar çıkartan ve bir süre sonra ailelere bıkkınlık getirten biridir. Kütüphaneden kitap çalması gerekçesiyle kamu hizmeti yapması gerekiyordur. Kendisini Vivian'ın geçmişi ile dolu olan çatı katında kamu hizmeti yaparken bulur. Bu kamu hizmeti olmaktan çıkar ve iki öksüzün kendilerini bulmasını sağlayan duygu dolu bir yolculuğa dönüşür. 
Öksüzler Treni, iki yaralı yüreğin kendilerini birbirlerinde bulma ile ilgili kitapları sevenlerin okumaktan pişman olmayacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben açıkçası kitabı biraz daha fazla duygu yüklü ya da beni ağlatan bir kitap olmasını bekliyordum. Bu yüzden biraz hayal kırıklığına uğramış olabilirim.Sizi ağlatmayan ama duygu yüklü bir kitap arıyorsanız Öksüzler Treni'ni deneyebilirsiniz. :)



  • Bence sana sahip çıkan bir anne ve baban yoksa kendini istediğin gibi adlandırabilirsin.
  • Daha önce hayatım gelişigüzel anlardan oluşan bir tesadüf gibiydi. Bu defa ilk kez bunun bir tesadüf değil, kader olduğunu hissediyordum.

Arkadya Yayınları'na kitabı bana ulaştırdıkları için teşekkürler. :)

Benzer Yazılar

2 yorum

  1. Duygu yüklü kitaplar uzak dursun benden. :) Sevmiyorum öyle kitapları.

    Bu arada seni mimledim. ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aksine ben beni ağlatan kitapları daha çok seviyorum. :)
      Hayalimdeki Kütüphane... Sevdim bunu :) Yakında yapabilirim umarım. ^_^

      Sil

Tesekkürler :)

Bumerang

Bumerang - Yazarkafe